​Düşünüyorum...

Can Çirişoğlu / Üst Yönetim Danışmanı

Yaşamımda bilgi ve deneyimi paylaşmayı varlık nedenim olarak gördüğümü söylemem yanlış olmayacaktır. Uzun yıllar profesyonel çalışmanın ardından cahil cesaretiyle 1995'de kendi adımı taşıyan danışmanlık firmamı kurdum. O günden bu yana da sürdürüyorum. Ülkemin bana yatırımını geri döndürebilmek amacıyla, gençlerle iş yaşamımda edindiğim deneyimleri paylaşacağım, Geleceğin Liderleri projesini başlattım. 2023 Türkiye Cumhuriyeti’ni kurgulayacak gençlere bir şeyleri aktarabilmek düşüncesi içimde alevlenerek yangın halini aldı, gelecek umudumu hiç kaybetmememi sağladı, sağlıyor, sağlayacak…

 

Düşündüm ki; yetişmiş olduğunuza inanıyorsanız, yapabileceğiniz bir şeyler mutlaka vardır. Tanrı insanlara beyinlerini kullanabilecekleri aklı da lütfetmiş. Ben felsefe, psikoloji, sosyoloji ya da diğer beşeri bilimlerde söz sahibi bir uzman değilim. Yalnızca yaşayarak edindiği deneyimlerini analiz edip, ortaya çıkan sonuçlardan edinimlerini özümseyerek yaşamında yer veren bir insanım. Biraz da bunları etrafıma yaymayı seviyorum. İnsanların farkımı fark etmeleri egomu besleyerek beni bu yolda daha da ileriye taşıyacak yeterli güdülemeyi yaratıyor. Böylece çemberin üzerinde paylaştıkça artan bir zevkle paylaşımlara yoğunlaşıyorum. Bir kere başlayınca durmak aklınıza gelmiyor, çünkü düşünmeye alışıyorsunuz.

 

Düşünmeye alışmak! Sistematik bir davranışı insanlarımızdan beklemek? Etnik kültürümüz ve doğal yapımız itibariyle pek bizlere uygun değil diyebiliriz. Düşünmeyi, yetenek ile beceri arasında bir yerlere koymaya çalışsak mı? Kimi insanlar, yapısal anlamda düşünceli dediklerimiz, karşısındakini her yönden değerli görürler ve yaklaşımları spontane gelişmez, adımlarını daima bir kez daha düşünerek atarlar. Kırıcı olmadan en derin sorunları dahi çözme yeterliliğine sahiptirler. Ancak böyle bir yeteneği olmayanlar da düşünme becerisini edinebilirler. Yapmaları gereken kendilerinin en önemli olmadığına alışmaya çalışmalarıdır.

 

Beni ben yapan egomdur, egom yoksa ben de yokum. Ancak bir toplum içinde yaşıyoruz, bir şekilde diğer kişilerle görünmeyen iplerle bağlıyız. Sınırlarımızı belirleyen yazılı ya da yazılı olmayan kurallarımız var. Gelenek, göreneklerimiz, alışkanlıklarımız vb. bizleri birer kalıba sokuyor. Bu kalıpların dışındaki davranışlara tepkimiz o davranışta bulunan kişiyi hemencecik düşüncesizlikle itham etmek oluyor değil mi? Düşüncesizlik, toplumda genel olarak kabul görmeyen beklenmedik davranışlar sergilemek olarak tanımlanabilir demek ki… Bu kadar basit olmamalı diye düşünüyorum. Düşünmek bence ciddi bir disiplin konusu!

 

İnsanlarımız yaşamlarını disiplinli sürdürmeye alışkın değiller. Alman, İngiliz, İskandinav ülkelerinin vatandaşları zaman bağımlı planlı yaşarken, bizler Türk, İtalyan, İspanyol, Güney Fransa’da yaşayan Fransızlar “Akdeniz İnsanı” denilen rahat, geniş hatta tembel denilen eğlenceli tipler! Yaşam tarzı seçiminiz sizin karakterinizle de alakalıdır. Karakterinizin yanında ataerkil dense de aslında anaerkil aile yapısı disiplin edinmenizde ciddi belirleyicidir. Bebeklikten itibaren neyi yapıp yapamayacağınız, arkadaşlarınızın kimler olacağı, dışarıda ne kadar kalacağınız, eve kaçtan sonra dönemeyeceğiniz size sürekli kodlanarak disipline edilirsiniz. Sonra da olmayacak bir anda “Aaaaa bunu da düşünemedin mi!” diye şaşkınlıkla karşılanırsınız. Sanki sizi düşünmeye gereksinim duymayan hale onlar getirmemişler gibi.

 

Diyelim; herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde, herhangi bir kişiyle, herhangi bir konuda görüşeceksiniz. En önemlisi de o görüşmeye dair bir amacınız var. Ne yaparsınız? İlk olarak o görüşmeyi hayalinizde yaşarsınız. Neler söyleyeceğinizi, nasıl davranacağınızı, olası cevaplar karşısında hangi argümanları kullanacağınızı tasarlayarak kendinize bir strateji belirlersiniz. Tüm bunları aklınızdan geçirerek hatta hayal gücünüzü etkin kılmak üzere çoğunlukla gözlerinizi kapatarak yaparsınız. Size bütün bu aşamaları eylem olarak tanımlayın deseler “düşünmek” fiili dışında ne diyebilirsiniz? Hayatta birincil öneme sahip eylemlerin başında gelir: DÜŞÜNMEK. Düşünmeden atacağınız her adımın ödenmesi gereken bir bedeli olacaktır. Bazıları korkuları nedeniyle düşünmekten bir türlü eyleme geçemezler. Evet, düşünmek doğrudur, iyidir ama bazen risk almak gerekir. Yaşamda tüm gelişmelerin kontrolümüz altında olması gibi bir ayrıcalığımız olmadığını bilmek ve kabullenmek durumundayız. Kontrol dışı gelişmelerin karşısında güçlü olmamızı sağlayacak pratik, anında düşünme becerisine sahip olmamızdır. Döndük dolaştık yolun başına tekrar geldik. Kaos Teorisi’nde yolunu kaybettiğinde başa dön demez mi? Pratik düşünme becerisini edinme, geliştirmenin yolu çokça deneyim yaşamaktan geçer. İster kendiniz yaşayın ister en ucuzundan başkalarınınkinden yararlanın. Deneyimler üzerinde düşünün, yorumlayın, çıkarımda bulunun ve gerektiğinde kullanmak üzere aklınızın bir köşesine koyun. Kullanmayı da unutmayın!

 

Doğru düşünmek deyince; aklıma gelen insanın olaylar karşısında önyargılarından arınmış olarak olaya bakabilmesidir. 5N1K sizi genelde doğruya götürecektir. Gerisi mi? Sistematik biçimde alıştığınız üzere o an ya da zamanı geldiğinde gelişir…

 

Etiketler: Bireysel Gelişim

Yorumlar

Hata!

Yorumunuz kayıt edilmiştir