Stratejik Düşünce

Prof.Dr.Özgül GÖK / Harvard Business School Öğretim Üyesi - Üst Yönetim Danışmanı

Strateji “Önceden belirlenen bir amaca ulaşmak için izlenen yol” olarak tanımlanmaktadır. Strateji, bir işletmenin belirlenmiş hedeflere ulaşabilmesi amacı ile seçtiği uzun vadeli yoldur. İşletmenin varlığını sürdürmesini, rakiplerinin önüne geçmesini, kaynaklarını etkin ve verimli kullanmasını sağlamak için alınan geleceğe dair uzun vadeli kararlardır. 

Değişimin yavaşladığı dönemlerde gelecek öngörülebilir olduğu için şirketlerde stratejinin önemi göz ardı edilir. Belirsizliğin arttığı dönemlerde ise stratejinin önemi çok artar; çünkü geleceği tahmin etmek ve orada avantajlı bir konuma sahip olmak sağlam bir öngörü ve etkili bir strateji gerektirir.


Şirketler, strateji dendiğinde, “Şu anda neredeyiz?”, “Nereye gitmek istiyoruz?” , “Oraya nasıl gidebiliriz?” sorularını cevaplamak için binlerce rakam ve sayısız analiz içinde boğuluyorlar. Uzun çalışmaların sonunda hiç yaratıcılık içermeyen, birçok kuvvetli varsayımı “mutlak kesinlik” gibi sunan planlar ortaya çıkıyor. Çok emek vererek hazırladıkları planları gerçek hayat çok kısa bir zaman sonra geçersiz kılıyor. Onca zaman ve emek harcanarak yapılmış raporlar boşa gidiyor, hazırlandıktan kısa bir süre sonra bir kenara atılan ve unutulan dokümanlar oluyor.

Strateji, geleceğe hazırlanmak hatta mümkünse geleceği şekillendirmekle ilgili bir iştir. Yeni teknolojiler, süratle değişen çevre koşulları, uzayan insan ömrü, artan refah, yeni yönetim anlayışları ve yaşam tarzları, her geçen gün daha da kişiselleşen tüketici beklentileri… Küreselleşme ve batıdan doğuya taşınan demokrasi standartları, her gün yeniden yaratılan çok kültürlü bir dünya… Paylaştıkça çoğalan, kullandıkça büyüyen ağ ekonomileri, artan bolluk, zorlaşan farklılaşma, azalan kaynaklar, yükselen anlam arayışı ile şekillenen bir dünya… Stratejiye böyle bir gelecekte var olabilmek için ihtiyaç duyarız. Kendimizi, kurumlarımızı, ülkemizi gelecekte rakiplerimizden daha avantajlı kılmak için strateji geliştiririz. Ne kadar öngörürsek görelim geleceğin bizim tahmin ettiğimiz gibi olmayabileceğini aklımızda tutarak strateji geliştirmeliyiz.


İş dünyasında artık başarının yolu hızlı ve doğru karar almaktan geçmektedir. Ancak alınan kararların birbirinden bağımsız değil, birbirini destekler ve tamamlar nitelikte olması gerekir. 

Dünyanın en önemli yönetim gurularından biri olan Prof. Dr. Henry Mintzberg strateji ile planlamanın birbirine karıştırıldığına dikkat çekiyor. Mintzberg’e göre planların çoğu stratejik değil, operasyonel. bir anlamda fabrika yapmak, ürün tanıtmak, eleman almak gibi konularla ilgili. Ona göre strateji, teknikler ile değil, tamamen düşünceler ile ilgilidir. Strateji aslında yapmak, düşünmek ve gelişmekte olan olaylara tepki vermektir. 

Stratejik düşünce yaklaşımına göre; strateji güç kullanma sanatıdır. Strateji, hem işletmenin sahip olduğu güç ve kaynaklar, hem de dış çevreden doğan fırsatlar ve tehditler ile ilgilidir. İşletmenin sahip olduğu tüm kaynaklar (mali kaynaklar, insan, ekipman, çevre, piyasadaki tanınırlık, müşteri sadakati, ürünün farklılığı vb.) o işletmenin gücünü oluşturur. Başarı, daha güçlü olmaktan çok, gücün en verimli şekilde kullanılması ile ilgilidir. Sahip olunan gücü verimli kullanmak için doğru stratejiyi belirlemek ve doğru planlama yaparak planı uygulamak gerekir. 

Stratejinin ilk adımı hedef belirlemektir. Eğer hedef belirli değilse bir stratejiden söz edilemez. Nereye gittiğinizi bilmiyorsanız oraya varamazsınız. Bir hedef ve bir güç var. Bu noktada; sorulacak ilk soru bu güçle bu hedefi ele geçirebilir miyim? Eğer işletmenin sahip olduğu güç hedefe ulaşmak için yeterli değilse veya hedefe ulaşmak için tüm gücünü tüketip sonrasındaki ihtiyaçları karşılayamayacak ise hedeften vazgeçmeden önce şu soruların yanıtı aranmalıdır: Hedefi bölmek veya küçültmek mümkün müdür? Küçülen hedefleri tek tek ele alarak ana hedefe aşamalı şekilde ulaşmak mümkün olur mu? Hedef bölmede izlenecek stratejik yaklaşım önemlidir. Hedef küçük parçalara bölündüğünde stratejiden uzaklaşılmadığından emin olmak gerekir. 

Stratejik düşüncede, misyon, vizyon ve değerler önemli kavramlardır. İşletme yönetiminin öncelikle vizyon ve misyonunu bilinçli ve açık olarak saptamış olmaları ve sürekli değişen koşullara ayak uydurabilecek stratejik yönetim anlayışına sahip olması gerekmektedir. 

Misyon işletmenin ne yapmak üzere kurulduğunu, yani işletmenin varlık nedenini ifade eder. Vizyon, gelecekte işletmenin kendini görmek istediği yeri gösterir. Ancak, işletmelerin başarısı için ilk koşul, her ne kadar stratejik yönetimin iki önemli ayağı olan, misyon ve vizyonun doğru olarak tanımlamış olması ise de, saptanmış olan vizyon ve misyonun çalışanlar tarafından da benimsenerek sahiplenilmiş olması da gerekir. Tüm çalışanların kurum vizyonunu paylaşması, kurumun hangi yöne gittiğini bilmesi, çalışanların enerjisinin bu yöne yoğunlaşmasının sağlanması, bu önemli hedefin parçası olma hissinin oluşması açısından önemlidir. 

Değerler ise stratejik düşüncenin çimentosudur. Değerler işletmenin tüm hedeflerini, planlarını, kararlarını bir arada ve belirli prensipler çerçevesinde birleştiren unsurlardır. Bir işletme ancak iş ahlakı ve değerler sistemi ile birlikte var olabilir. Değerleri ve prensipleri olmayan bir işletmenin, bulunduğu iş çevresinde uzun süre ayakta kalması, başarısını uzun süre devam ettirmesi söz konusu değildir. Bunları uygulayacak, iş yaşamına ve işle ilgili tüm kararlarına yansıtacak olanlar ise çalışanlardır. Bu nedenle; tüm bu unsurlara ilave olarak, yönetimsel başarı için, işletmenin her kademesinde yer alan çalışanların çalışkanlık, kararlılık, fedakârlık, planlı ve sistematik hareket etme ve benzeri değerlere sahip olmaları gerekmektedir. 

Her kademedeki çalışanlar şirket içinde ve dışında gelişen olaylar hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Bu, strateji belirlemenin ön koşullarından biridir. Fikirlerin sadece yöneticilerce değil, herkes tarafından üretilmesi gerekir. Yöneticilerin bir diğer önemli sorumluluğu ortaya konan stratejilerin çalışanlar tarafından anlaşıldığından emin olmaktır. 

Vizyon, hedef, strateji ve iş sonuçlarına odaklanarak çalışmak demek, şirket içinde geniş bir katılımla belirlenmiş şirket vizyonu ile onu destekleyen hedef ve stratejilerin ve iş sonuçlarının neler olduğunu çok iyi bilmek, benimseyip içselleştirmek ve her düzeydeki yönetsel kararları alırken, eldeki kaynakları kullanırken ve her türlü uygulamayı yaşama geçirirken ortaya çıkabilecek sonuçların bunları en üst düzeyde desteklemesini gözetmek demektir. 

Bu ise, daha az bürokratik bir yapıda, yetkilerin olabildiği ölçüde alt kademelere devredildiği, hızlı karar alınıp uygulayabilen bir yapı ile mümkündür. Bu süreçte, özellikle yönetici konumunda görev yapan kişiler; yaklaşım, davranış ve uygulamalarıyla çalışanlarına örnek olmalı ve yol göstermelidir. 

Paylaşılan vizyon, hedef, stratejiler ve iş sonuçları ve bunlara odaklı çalışma; her düzeyde kritik kararların alınmasında ve uygulamada karşılaşılan sorunlara çözüm bulunmasında yol gösterici bir işlev görecektir. Ortak bir sinerji yaratılarak şirket genelinde en üst düzeyde performansa ulaşılmasına olanak verecektir. Kişilerin bireysel performanslarının ortak sonuçlar üzerindeki etkisinin net bir biçimde görülmesi ve doğru olarak değerlendirilmesini mümkün kılarak, tüm işletme mensuplarını kendi bireysel başarma arzularını tatmin etme konusunda motive edecektir.

Yönetim düşüncesi çok eski zamanlardan beri var olmakla beraber son 40 yıldır stratejik bakış açısı yönetim olgusun üzerinde hakîmdir. Bunun sebepleri ise şunlardır:

·         Hitap edilen müşteriler artık çeşitli sayıda ve kalitede ürün talep etmektedir.

·         Teknolojinin gelişmesiyle beraber ürün ve hizmetler nihaî tüketicilere artık daha hızlı ulaşmaktadır.

·         Sürekli gelişen teknoloji ve kalifiye insan kaynağının artışı yoğun rekabet ortamı doğurmuştur.

·         Özellikle Asya ülkelerinde faaliyetlerine devam eden işletmeler düşük maliyetli iş yapmaları nedeniyle küresel pazarlarda söz sahibi olmaya başlamışlardır ve bir tehdit unsuru olmuştur.

·         Farkındalık ve bilincin artmasıyla doğal çevreye gösterilen önem artmıştır ve çevre dostu hammadde ve ürünlerin kullanılması yönünde baskılar meydana gelmiştir.

·         Gerek yerel gerekse uluslararası her seviyede tüketici hakları gelişmiştir.

·         Bilgi teknolojileri ve internetin gelişip yaygınlaşması sonucu her türlü iletişim kolay hale gelmiştir.

·         Küreselleşmenin giderek artması sonucunda toplumlar birbirleriyle bütünleşmiştir.

·         Uluslararası, çok uluslu ve küresel işletmelerin oluşmasıyla yerelden küresele kültürler birbirine entegre olmuştur.

Başarılı bir stratejik liderlik için iki şey çok önemlidir: Biri stratejik niyet diğeri temel yeteneklerdir.

Stratejik liderlerin bir vizyonu olmalıdır. Bu çoğu zaman stratejik niyete işaret eder ve işletmenin stratejik faaliyetlerinde kendini gösterir.

Stratejik liderler işletmelerini rakiplerinden farklılaştıracak temel yetenekleri işletmelerinde kazandırmalıdırlar. Bu temel yetenekler öncelikle kullanılabilmelidirler. Ayrıca değerli olmalı ve değer yaratma potansiyeline sahip olmalıdırlar. Her işletmenin sahip olamayacağı şekilde nadir olmalıdırlar. Rakiplerin rekabet avantajı elde etmek için taklit edemeyecekleri bir yapıda olmalıdırlar. Son olarak bir şekilde ikame edilebilir bir özellikte olmamalıdırlar. Bu özelliklere sahip temel yetenekleri fazla olan işletmeler sürdürülebilir rekabet üstünlüğü sağlamada zorlanmayacaklardır.

Stratejik liderlik ile stratejik düşünme birbirinden ayrılmaz bir parça gibidirler. İşletmenin içinde olduğu dış sistemleri yani büyük resmi görebilme, bu sistemler ve çevre ile uyumlu bir bütünleştirme keşfetme ve vizyoner bir uzun dönemli bakış açısıyla hareket etme stratejik düşünmenin gerekleridir.

Stratejik düşünmeye sahip olan liderlerin bazı özellikleri vardır. Öncelikle vizyonları gereği stratejik niyete odaklanırlar. İşletmenin yaşamını sürdürebilmesi için uzun dönemli bakış açısına sahiptirler. Gelecek odaklı düşünürken geçmişi ve bugünü birlikte ele alıp göz önünde bulundururlar. Organizasyonun tüm paydaşlarını dikkat alıp sistem perspektifiyle hareket ederler. Bazen fırsatları kendileri kovalayıp yaratırlar bazen ise önlerine çıkan fırsatlardan yararlanırlar. Yaratıcı süreçleri ortaya çıkardıktan sonra geribildirim ve testlerle bilimsel yaklaşım sergilerler.

Stratejik liderler de haliyle bir insan olabileceği için bazı önyargılara sahip olmaları çok normaldir. Stratejik liderler bu önyargılarını karar alırken uzak tutmalıdırlar. Stratejik liderlerin kendileriyle ilgili önyargıları şunlardır:

·         Kendilerini diğer insanlardan üstün görebilirler.

·         Gelecekte elde edilecek sonuçlarla ilgili iyimser olabilirler.

·         Rasyonellikten uzak bir kontrol yanılgısına düşebilirler.

·         Başarısızlığa doğru giden bir faaliyet veya eyleme yüksek bağlılık gösterip kaynak tahsisine devam edebilirler.

·         Gelen başarılarda kendilerine gereğinden fazla hakkaniyet gösterebilirler.

·         Kendilerine aşırı güvenip organizasyondaki diğer kişileri göz ardı edebilirler.

Stratejik liderlik ve stratejik düşünmenin işletmelere sağlayabileceği faydalar ise şöyle sıralanabilir:

·         Örgütsel sorunlar daha nesnel olarak ele alınıp, çözülür.

·         İşletme içi koordinasyon ve denetim daha kolay sağlanır.

·         İşletmenin yaşayacağı değişimin olumsuz etkileri elimine edilir.

·         Fırsatlar daha rahat tanımlanır ve etkili şekilde değerlendirilir.

·         Karar alma süreçleri işletmenin hedefleriyle bütünleştirilir.

·         Başta zaman olmak üzere kaynaklar verimlilik ve etkililik prensiplerince kullanılır.

·         Çatışmalar daha iyi yönetilir ve olası problemler en kısa sürede çözülür.

·         Tüm çalışanların çabaları işletmenin menfaati için entegre edilir.

·         Organizasyondaki herkesin sorumlulukları net olarak ifade edilir.

·         Çalışanlar gelecek odaklı düşünmeye başlarlar.

·         Bilgi sistemleri ve organizasyonel iletişim etkili bir şekilde işler.

·         Problemlerin çözümü işbirliği içinde olur.

Son olarak ise organizasyonun tüm düzeylerinde biçimsel yönden bir net iletişim disiplin ve düzen hâkim olur.Özetle; bilgi ekonomisinin ve küreselleşmenin artık her şekilde hissedildiği günümüz iş dünyasında stratejik düşünme ve stratejik liderlik önemini ispat etmiş kavramlardır. Gerek çeşitlilik içeren takımların koordineli yönetiminde gerekse işletme içindeki her çalışanın resilient

hallerini korumalarında etkili olacağı aşikârdır.

Etiketler:

Yorumlar

Hata!

Yorumunuz kayıt edilmiştir